

Midyat’tan Mağara devirlerinin başkenti Hasankeyf’e
Sabah müzekent Mardin’den ayrılıp Midyat’a doğru devam ediyoruz. Telkari dükkânlarının yanından yukarı doğru Midyat sokaklarında dolaşıyoruz. Oya gibi işli, sarımsı kalker taşından yapılmış, birbiri üzerine gölge düşürmeyen evler, kiliseler, camiler ve uçsuz bucaksız bir sarı örtü, Midyat’taki bir konağın terasından görünen manzaranın içinde yer alıyor.




Midyat’tan ayrılıp Dicle’ye doğru yola devam ediyoruz. Dicle’nin en sakin kıyılarından birindeyiz: Mağara devirlerinin başkenti denilen Hasankeyf. Bir Artuklu, Eyyübi kenti olmuş Hasankeyf, Moğol dönemini yaşamış. Stratejik konumuyla önemli ticaret kervan yollarının uğrak noktası olmuş, Dört bin tane mağarası varmış. Eskiden insanlar bunlarda yaşarlarmış. Bu kadar mı? …



Hakkında bilinmeyenler, bilinenlerden çok daha fazla olan Hasankeyf, sessiz sedasız bir bekleyişte gibi. Ilısu Barajı projesi ile sular altında kalacak, bir gizem kenti olmaya devam edecek….


Ve İstanbul’a dönüş uçağındayım. Aklımdan uğradığımız her durakta çok daha fazla zaman geçirmek gerektiği geçiyor. Sokaklarında daha fazla yürümek, daha fazla fotoğraf çekmek, daha fazla gelenek öğrenmek….. Ya da tekrar tekrar gitmek….
Takdimimdir…..
Selam ile…
Sabah müzekent Mardin’den ayrılıp Midyat’a doğru devam ediyoruz. Telkari dükkânlarının yanından yukarı doğru Midyat sokaklarında dolaşıyoruz. Oya gibi işli, sarımsı kalker taşından yapılmış, birbiri üzerine gölge düşürmeyen evler, kiliseler, camiler ve uçsuz bucaksız bir sarı örtü, Midyat’taki bir konağın terasından görünen manzaranın içinde yer alıyor.




Midyat’tan ayrılıp Dicle’ye doğru yola devam ediyoruz. Dicle’nin en sakin kıyılarından birindeyiz: Mağara devirlerinin başkenti denilen Hasankeyf. Bir Artuklu, Eyyübi kenti olmuş Hasankeyf, Moğol dönemini yaşamış. Stratejik konumuyla önemli ticaret kervan yollarının uğrak noktası olmuş, Dört bin tane mağarası varmış. Eskiden insanlar bunlarda yaşarlarmış. Bu kadar mı? …



Hakkında bilinmeyenler, bilinenlerden çok daha fazla olan Hasankeyf, sessiz sedasız bir bekleyişte gibi. Ilısu Barajı projesi ile sular altında kalacak, bir gizem kenti olmaya devam edecek….


Ve İstanbul’a dönüş uçağındayım. Aklımdan uğradığımız her durakta çok daha fazla zaman geçirmek gerektiği geçiyor. Sokaklarında daha fazla yürümek, daha fazla fotoğraf çekmek, daha fazla gelenek öğrenmek….. Ya da tekrar tekrar gitmek….
Takdimimdir…..
Selam ile…
